Ankara'nın bitmeyen amblem çilesi

Ankara'nın amblemi yine değişmiş, son ambleme bakarsak güya değişmiş demek daha doğru olur. Daha önce neyi simgelediği belli olmayan üç yıldız, devam etse AB bayrağını oluşturacak yarı çember şeklinde beşe çıkmış, daha önce Atakule'nin mi yoksa Kocatepe'nin mi belli olmayan kubbesi mavileştirilen konturlarla Atakule olarak belirginleştirilmiş, yanı sıra minarelere küçük çizgiler eklenmiş hepsi bu!




Son değişikliğin ardından Melih Gökçek"Mahkemenin kararının aslında yasal bir dayanağı yok. Çünkü kanun diyor ki; 'Belediye Meclisinin salt çoğunluğuyla kabul edilir ve Valiliğin onayıyla yürürlüğe girer. ' Böyle bir konuyu mahkemenin, 'Yok efendim şekli benim hoşuma gitmedi, bu Ankara'yı temsil etmez' şeklinde, üç hakimin kendi yargısına göre yorumlaması olacak iş değil ama biz yine de mahkemeye saygılı olduğumuz için buna uyduk. Şimdi de gerçekten güzel bir amblem geldi, her şey Ankara'yı temsil ediyor" demiş. (kaynak Haber312.net)

AK Partili ve MHP'li meclis üyelerinin oylarıyla Ankara'nın bir öncekinin benzeri yeni amblemi belirlendi. Oysa ki, 1995'ten bu yana kullanılmakta olan amblem Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından şu gerekçeyle değiştirilmesi istenmişti;

''Tarihsel geçmişindeki Hitit, Frig, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı etkileriyle kültürel dokusu şekillenen Ankara günümüze yansıyan kent kimliğini ağırlıklı olarak ulusal kurtuluş savaşımız sırasında da yönetsel merkez olarak kullanılan TBMM'nin bulunduğu yer olmasından ve Ulu Önder Atatürk öncülüğünde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti niteliğine kavuşmasından almaktadır. Başkent olduktan sonra hızlı bir sosyal, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel gelişime sahne olan Ankara'yı tanıtacak amblem kentin dönüşümünde temel etken olan, cumhuriyetin çağdaş uygarlığı temel alan felsefesi ve dayandığı değerlere işaret etme açısından da büyük önem taşımaktadır. Buna karşın uyuşmazlık konusu amblemden kullanılan görsel ögelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak kompozisyonu ile Ankara'nın kendine özgü karakteristiğini, tarihsel ve kültürel kimliğini yansıttığından söz edilemez.''

Söylenecek çok şeyleri dinlemek isterseniz kedili logo ortaya çıktığı Haziran 2010'da yazdığım 'Ankara'nın Logosu' blogumu okumanızı öneririm.





Serdar A. Bir Ankara Röportajı



Yazar Emrah Serbes'in "Her Temas İz Bırakır" romanından esinlenerek televizyon dizisine uyarlanan Behzat Ç. karikatürize edilmemiş, ama karikatür neşesindeki diyaloglara dayalı senaryosu, oyunculuk becerisinin yanı sıra, akıcı temposu, sıradışı tarzıyla, televizyondan uzak duran seyirciyi ekrana çekmeyi başardı. Emrah Serbes ve Muharrem Gülmez'in iki yıl önce sinema filmi olarak düşündüğü, Serdar Akar'ın projenin ruhuna inanmasıyla, televizyon dizisine dönüşen "Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi" nin sinema filmi de çekildi.  Projenin genel yönetmeni Serdar Akar’la Behzat Ç., Ankaralılık ve onun hayatı üzerine gazete Solfasol'ün Temmuz sayısı için bir söyleşi gerçekleştirdim.

Bu resmin öyküsünü yazar mısınız?

Notos Edebiyat dergisi genç yazarlara çağrıda bulunuyor. Derginin her sayısında duyurulan bir konuda yazılan öykülerin değerlendirilmesi sonucunda seçilen bir öykü, dergideki öteki öykülerle birlikte yayımlanıyor.

Raphael Soyer, Café Scene, 1946

Yukarıdaki resimden yola çıkarak yazacağınız öykünün başarısı, o anı kurmacaya dönüştürme ustalığınıza bağlı. Resmin derinliğine ne denli yaklaşılırsa, yazılacak öykü o denli başarılı olacaktır. 


Katılacak genç yazarlara bol şans! 


Katılımcıların göz önünde bulundurması gereken ilkeler;
1.Öyküler, editor@notoskitap.com e-posta adresine,
'Bu resmin öyküsünü yazar mısınız? başlığıyla ve öykülere ad verip yazar adı aynı sayfada belirtilerek gönderilmelidir.
2. Yazılacak öyküler 400-900 sözcük arasında olmalıdır.
3. Öykülerin son gönderilme tarihi 1 Temmuz 2011'dir.
4. Katılımcılar gerçek adını kullanmalıdır.

* Yayınlanmak için seçilen öykünün yazarı 1 yıllık Notos aboneliği ve Notos Kitap'tan kitap armağanı kazanacakmış.

Acayip

Yazıdan ve sözden önce form vardı. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş öncesine dayanan, formlarla başlayan sanat kavramı, bir anlatım biçimi olarak günümüze kadar kültürel, coğrafi şartların etkileriyle şekillendi.  İnsanın yaratıcılığının sınırsızlığında, hayatımıza renk katmaya, göstermeden acıtmaya, düşündürmeye devam ediyor.

Kadın heykelciği, Willendorf/Avusturya M.Ö. 30.000-25.000 kireç taşı, 11.5 cm. Naturhistorisches Müzesi, Viyana.

Seviyorum Merkez!

Yazar Emrah Serbes'in "Her Temas İz Bırakır" romanından esinlenerek televizyon dizisine uyarlanan Behzat Ç., karikatürize edilmemiş, ama karikatür neşesindeki diyaloglara dayalı senaryosu, oyunculuk becerisinin yanı sıra, akıcı temposu, sıradışı tarzıyla, televizyondan uzak duran seyirciyi ekrana çekmeyi başardı.

İllüstrasyon: Ozan Küçükusta

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails