Acayip

Yazıdan ve sözden önce form vardı. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş öncesine dayanan, formlarla başlayan sanat kavramı, bir anlatım biçimi olarak günümüze kadar kültürel, coğrafi şartların etkileriyle şekillendi.  İnsanın yaratıcılığının sınırsızlığında, hayatımıza renk katmaya, göstermeden acıtmaya, düşündürmeye devam ediyor.

Kadın heykelciği, Willendorf/Avusturya M.Ö. 30.000-25.000 kireç taşı, 11.5 cm. Naturhistorisches Müzesi, Viyana.
Üretimleri sanat yapan değer, duygu ve düşüncelerin kişisel anlatımla estetiğe dönüşebilmesidir. Sanat, göstermeden acıtan, zihnin hizmetindeki kişisel ifade biçimi olup, özgür ve esnek bir alanda varolabilir. Siyasetin katı kurallı gelişime ve özgürleşmekten uzak tarzından farklı olarak hayal gücünün sınırsızlığında dolaşır. Bu sebepten, bazıları için yabancı bir dil gibidir.

Ebih-il Mari/Suriye, M.Ö. 2600-2500  kaymaktaşı 52 cm. Louvre Müzesi, Paris 

Merak ve ilgi kavramayı başlatır. Dolayısıyla, ilgisiz olduğunuz bir konuyu kavramak ve anlamak size uzaktır.  Sığ ölçülerdeki kendi ahlak anlayışlarını 'sınırlar' olarak gören zihniyetlerin beğeni kriterleri bu durumda ifadesiz kalır. Görsel sanatların anlatım tekniğinin diğerlerine göre daha yalın olması anlaşılabilirliğini kolaylaştırsa da, bir sanatçının ortaya çıkardığı eseri değerlendirmek her daim birikim ister. 


Boksör M.Ö. 1.yy. bronz. Terme Müzesi, Roma 

Yerleşik yaşama geçmemiş avcı-toplayıcıların tapınak alanı olarak kullandığı, milattan önce 11 bin yıllarına tarihlenen, Göbeklitepe'de gerçekleşen kazılar sayesinde; 'göçebe toplulukların çiftçilik ve hayvancılığı öğrenip, yerleşik düzene geçtiği' artık eski bir bilgi. Arkeoloji dünyasının en büyük keşiflerinden biri olan Göbeklitepe'nin kazı başkanı Klaus Schmidt, "Önce tapınak geldi, şehir sonradan geldi" sözünün özüyle Göbeklitepe, yerleşik yaşamdan önce sanatın varolduğunun somut kanıtıdır.

Göbeklitepe'deki 'T' şeklindeki dikili taş bloklar. 

Şehirleşmeden daha eski bir uğraş olan sanat, günümüzde medeniyetle beraber yol almaya devam etmektedir. Bilinen en eski sanat dalı olan heykeli Auguste Rodin; "çıkıntılar ve oyuklar sanatı" olarak tanımlayıp,  "sanat, formları bir ışık ve gölge içinde tasvir etmektir" demiş. Bir heykeltıraşın ağaca biçim verişiyle, marangozun biçimlendirmesi farklıdır. Heykeltıraş biçimlendirmesini alışılmışın dışında, yeni ve özgün bir biçimde yaparken, marangoz alışılmış, bilinen veya tekrar edilen bir biçimlendirme yapar. Dolayısıyla, heykeltraş 'acayip' şeyler ortaya çıkarabilir.

Constantin Brancusi'nin 'öpücük' heykeli, 1908 Paris

Kars'ta heykeltraş Mehmet Aksoy tarafından yapılmakta olan 'İnsanlık Anıtı'nın yapılmasını istemeyen muhafazakar bir muhalefet zaten vardı. Başbakanın 8 Ocak tarihinde şehri ziyaretinde 'ucube' tanımlaması ve 'bi dahaki gelişime görmeyeyim!' anlamındaki sözleriyle ülke gündemine geldi.


Belediye meclisinin aldığı kararla kaldırılması planlanan heykel;

Estetik kaygısıyla mı, simgelediği konu yüzünden mi, sit alanı üzerinde olmasından mı, dinsel sebeplerden mi tartışılıyor belirsizlik var. 

 

Belki  bilmeyenler vardır, Kars'ta daha önce kaldırılan heykeller var. Bunlardan bir tanesi şehrin simgelerinden kaz heykeli. Onun kaldırılma gerekçesi, Belediye Başkanı'nın dediğine göre trafikte görüşü engeliyor olması... 

Sizi bilmem ama ben yemedim!

 

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails