Deney (1)

Beş yıl önce bir deneye katılmıştım. Deney, üç bin küsür yıl öncesine ait bir teknenin canlandırılıp, yeniden yelken açarak yolculuklar yapması üzerine kuruluydu. Ege, Marmara ve Akdeniz'de binlerce mil yol yapmak üzere inşa edilen tekne, ismini, şeklini şemâlini ve ilhâmını, Geç Tunç Çağı'nda batmış  bir kraliyet gemisinden alıyordu. 



Foto: Enver Arcak


Deneyi tasarlayan Mualla ve Osman Erkurt çifti projeyi hayata geçirmek adına evlerini satmakla ilk finansı sağlamışlardı. Sonrasında, teknenin inşasından yolculuklarına, onlara yüzlerce kişi ve kuruluş destek vermiş olsa da, hayallerin hızına maddiyatın yetişmesi zor oluyor, bu sebepten yapılmak istenenler yerine, hep alternatifler oluşturuluyordu. 

 Foto: Selva Egeli
Tanışmaktan ve beraber yolculuklar yapmaktan büyük memnuniyet duyduğum, projenin fikir babası Osman Erkurt’un bu deneyinden öyle çok deneyimler çıktı ki, bunlardan etkilenen, faydalanıp hayatına katan bir dolu kişi oldu. Yapılan deneyin anlamını içselleştirenler bir yana, burun kıvıranlar dahi gerçekleştirilenlerin üstüne takdirlerini saklamadılar.

 Foto: Selva Egeli

Projenin esin kaynağı Kaş Uluburun açıklarında keşfedilmiş batık gemi, insanlık tarihine dair bilinenleri değiştiren, bilinmeyenlerin ortaya çıkmasını sağlayan, binlerce yıl öncesinden kalmış bir zaman kapsülüydü. Mehmet Çakır isimli dalgıcın, sünger toplamak üzere yaptığı bir dalışta farkettiği geminin kargosunu ‘kulaklı bisküviler’ diye tarif etmesiyle keşfedilebildi. Amerikalı arkeologların ‘kulaklı bisküvi’ benzetmesini anlamaları zor olmamıştı, bahsedilen o dönemin en değerli materyali olan bronz külçelerdi. Bir sünger dalgıcının anlattıklarıyla başlayan hikayenin devamında şimdiye kadar keşfedilmiş en eski açık deniz ticaret gemisi, battığı yerle adlandırılan Uluburun ortaya çıkarıldı. 

  Uluburun'un yükünü oluşturan "Kulaklı Bisküvi"ler, yani  ham külçeler.

Uluburun Batığı’nın 1984’te başlayan titiz, zahmetli bilimsel kazısı on yıl boyunca sürdürüldü. Sualtı kazısının ardından konservasyon olarak adlandırılan, çıkan eserlerin labaratuar ortamında temizlenip korunması, ardından eserlerin analiziyle elde edilen verilerin yorumlanıp bilgiye dönüşmesi aşamalarıyla proje halen devam etmektedir. Yapılan çalışmalar sayesinde, üç bin yıl öncesine ait ticaret ve kültürel etkileşimlere dair bilgilerin yanı sıra, farklı bilimsel disiplinleri kapsayan sayısız bilgiye ulaşılmasını sağladı bu  keşif. 

 Foto: Selva Egeli

Arkeoloji dünyasında büyük heyecan yaratan, Tunç Çağı ve deniz ticaretine ışık tutan Uluburun Batığı, eldeki sınırlı bilgilerle birebir ölçüde bir kopyası Osman Erkurt öncülüğünde, 360 Derece Tarih Araştırmaları Grubu tarafından inşa edilip, yelken açmasıyla deneye dönüşüyordu. 


Foto: Murat Akar


Sadece tekne deneyselliği değildi, koşullar ve ortaya çıkanlarla aynı zamanda psikolojik, sosyolojik bir deneydi bu proje. Her ne kadar projenin arkeoloji ve denizcilik dışındaki dalları bilimsel yöntemlerle kayıt altına alınmamış olsa da, 18 metrelik motorsuz ahşap çivilerle sabitlenmiş bir teknede aylarca süren yolculuklar yapan mürettebatın yaşadıklarını da deneysellik açısından değerlendirmek gerekir. Projenin büyük bölümünde yer almış biri olarak bahsetmek istediklerim arasında bunlar da olacak.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails