Deney (3)

Uluburun'un planlanan yolculuğu, Doğu Akdeniz'de yapacağı seferlerle; Suriye, Lübnan, İsrail kıyılarından Mısır'a, oradan ana kara Yunanistan'a gitmesi üzerine kuruluydu. Bu rota, orijinal teknenin olası yolculukları üzerinden seçilmişti. Orijinal tekne, Bugünkü Suriye-Lübnan kıyıları limanlarından yola çıkıp, o dönemin silahlarının yapımında kullanılan tunç imali için gereken, bakır ve kalayı temin etmek üzere Kıbrıs'a uğradığını, Anadolu kıyılarından Mısır ve Miken Medeniyeti limanlarına yelken açtığını kazı bilgileri sayesinde öğrenebildik.

 (theancientworld.net sitesinden alınmıştır)

Foto: Selva Egeli

Deneyin uluslararası sularda yapılabilmesi sponsor  desteklerine bağlıydı. Ne İstanbul'da ne de denizcilik festivali için katıldığımız Marmaris'te bunu finanse edecek sponsor bulunamadı. Uluburun'un her ulaştığı limanda yerel ve ulusal medyanın büyük ilgi göstermesine rağmen, devlet veya özel şirket projeye çekingen durup himaye etmedi. Projeye sponsor olmak isteyenlerin talepleriyse Osman Erkurt'un felsefesiyle çelişiyordu. Elbette ki bu teknenin yelkeninde dev sponsor logosu olmamalıydı!

 Foto: Selva Egeli

Projenin bir şekilde gerçekleşmesi adına aksiliklere, imkansızlıklara inat rotayı Kıbrıs'a çevirdik. Bu rota bize açık deniz deneyimini yaşatabilmesi adına doğru bir alternatifti. Uluburun, 8 Ağustos 2005'te Marmaris'ten ayrılarak en sıkı yolculuğuna başladı. Kaş açıklarına kadar kıyıya yakın seyrin ardından yönümüzü Girne'ye çevirerek, açık denizde teknenin performansını sınayıp, hakkında daha fazla fikir sahibi olabilecektik. Açık denize ulaşana kadar yolculuklarının büyük kısmında olduğu gibi, eskort tekne halatlar yardımıyla Uluburun'u çekiyordu.

 Foto: Selva Egeli

20 tona yaklaşan Uluburun'u çekmekte zorlanan mütevazı Marmaris balıkçı teknesi gece yarısı patlayan havada iyice zorlanmaya başlamıştı. Meis açıklarında eskort tekneden gelen telsiz anonsu koşulları daha da zorlayıcı hale soktu; dümen kitlenmişti ve bu kırmızı alarm durumuydu.  Rüzgarın şiddetinin  ciddi boyutlara ulaştığı bir anda, halatlardan ayrılıp, yelkeni açarak dümenlerin başına geçip, motorsuz bir teknede  başımızın çaresine bakmak zorundaydık. Kaş Uluburun'a bir kaç mil uzaklıkta, teknenin orijinal batık alanının yakınlarında başımıza geliyordu bunlar! 

 Foto: Selva Egeli

Miçolara ilk olarak rüzgara karşı işememeleri öğretilir, sonrasında denizciliğin kuralları. Şartlar zorlaştığında denizciliğe aşinalıkları belli olur. Bizim miçolarımızdan biriyse kaptandan habersiz SOS anonsu çekmekte çekingenlik göstermemişti. Gece boyu süren deniz koşullarının ciddiyetinin bir göstergesi olarak aklıma geldi bu anons, mürettebatta usta yelkenciler vardı, ama deneyimsiz olup müdahil olanlar da! Bizler karanlık denizde ceviz kabuğuna dönmüş teknede yelken, dümenler koşturmacası içindeyken çekilen anonstan haberdar olmuş, yeni anonsla Sahil Güvenlik'e batmadığımız bilgisini vermiştik. Gece boyu zorlayan havada sabahı zor getirdik. Gün aydınlanıp deniz sakinleştiğinde eskort tekneyle saatler sonra buluşabiliyorduk. Marmaris'ten başlayan dört gece üç günlük açık deniz yolculuğuyla Girne'ye ulaştık.

Foto: Enver Arcak

Girne'de geçen üç gün boyunca Kıbrıs'lı yetkililer bizi unutamayacağımız şekilde misafir ettiler. Ziyafetler ve ziyaretlerin ardından ölü dalgalı bir denizde  Türkiye'ye döndük. Anamur üzerinden Alanya limanına oradan, Kemer, Finike duraklarının ardından, Kaş Uluburun'daki batık alanına uğrayıp, yolculuğumuzun anısına bir taş çapa bırakmaya karar verdik. İsmet Çolakoğlu'nun elinin değimesiyle bir sanat eserine dönüşen çapayı, törenle batığa gönderdik. Çapa töreninin ardından Kaş'a girişimizde bizi sürprizler bekliyordu, iki yanımızı saran yunuslar Meis'ten limana kadar eşlik etmiş, limanda da Kaşlılar 'evine hoşgeldin' yazılarıyla karşılamıştı.

 
 Fotolar: Mualla Erkurt

Uluburun her ne kadar Kaş yakınlarında gerçekleşmiş bir kazı olsa da, çıkarılan eserlerin Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmesi onu Kaş'tan uzaklaştırmıştı. Bu deney Kaş'ın Uluburun'u hatırlamasına vesile oldu. 360 Derece Grubu'nun isteği de bu yöndeydi. Bodrum'dan gelen davetlerin yerine Kaş'ta Uluburun replika teknesinin iskelesine bağlandığı bir tunç çağı liman canlandırmasını kurmak üzere tasarladığımız, "Tunç Çağı Liman Canlandırma ve Sualtı ArkeoPark Projeleri" böylelikle ortaya çıktı. Sualtı Arkeoparkı gerçekleştirdiğimiz, diğeri bir zaman yapılması dileğiyle dosyasında beklemeye devam eden projeler.

Foto: Atila Kara

Almanya Bochum'da Ekim 2005'te açılan "Uluburun Gemisi ve 3000 Yıllık Dünya Ticareti" isimli sergide, Kasım 2005'te İngiltere Portsmouth'ta projemizi sunarken, her şeye rağmenlerle yapılmış bu deneyde yer almanın gururunu yaşadım. Bu tür projelerin hak ettiği destekleri bulması ve sürmeleri dileğiyle, Almanya'daki serginin web üzerinden sanal gezinti yapabileceğiniz linkini de ekleyelim; www.uluburun.de 

Haziran 2006 Uluburun II Bodrum Kalesi'nde (Foto: Enver Arcak)



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deney (2)

Ankara'nın Logosu

Yahudi Mahallesi